Düşünceyi gerçek sanmak ile baş etmek, “güçlü olmak” demek değildir
Düşünceyi gerçek sanmak yaşarken insanın kafası bir noktaya takılır: “Neden böyle hissediyorum?”
Bir mesele büyüdükçe, insan onu çözmek yerine ondan kaçmanın yollarını buluyor. Bu da kısa süreli rahatlatıp sonra geri getiriyor.
Genelde kaçırdığımız şey şu: Duygu tek başına değil; bir düşünce ve bir alışkanlıkla el ele yürür.
İnsan Düşünceyi gerçek sanmak yaşadığında, dışarıdan bakınca her şey normal görünebilir. İçerideyse başka bir tempo vardır.
Şunu unutmamak iyi olur: Düşünce bazen sadece düşüncedir. Gerçekle aynı şey değildir.
Bazı günler Düşünceyi gerçek sanmak, zihnin sesi gibi değil de sanki bedenin uyarısı gibi çıkar karşımıza.
İç sesin tonu, çoğu zaman geçmişten kalan bir alışkanlıktır. Senin gerçeğin olmak zorunda değil.
Zihin hızlandığında, seçenekler çoğalır ama netlik azalır. O yüzden önce ritmi düşürmek lazım.