Düşününce suç olur mu?
8 okunma

Düşününce suç olur mu?

“The Drama/Drama” evliliğe hazırlanan bir çift üzerinden yargı dağıtmayı ve suçun sınırlarını sorgularken ABD’nin şiddet sicilini de masaya yatırıyor

ABONE OL
Nisan 8, 2026 13:45
Düşününce suç olur mu?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MÜJDE IŞIL – Hoş görülmeyen bir şeyi yapan kişiyi eleştirmek, onu eleştireni masum kılar mı? Peki, bir insanın zihninden geçen yahut küçükken başvurduğu şiddet eylemi, onu suçlu yapar mı? Kristoffer Borgli’nin yazıp yönettiği “The Drama/Drama” bu sorular etrafından gezinirken romantik komedi gibi görünüp ABD’yi kendisiyle yüzleşmeye davet ediyor.Haberin DevamıHaberin DevamıEvlilik hazırlığı yapan genç çift Charlie ve Emma’nın tanışmalarıyla başlıyor film. Asıl mevzuya girmekte biraz zorlanıyor. Bu yüzden filmin ilk 15-20 dakikasında seyircinin de ne izleyeceği konusunda kafası karışıyor. Charlie’nin düğünlerinde DJ’lik yapacak arkadaşını, nişanlısı Emma ve arkadaşları olan çift ile birlikte yargılaması ile hikâyenin de fitili ateşleniyor. DJ’in tasvip etmedikleri davranışı, bir süre sonra çiftlerin birbirlerini yargıladıkları bir yarışa dönüşüyor. İki çift de hayatlarında yaptıkları en kötü eylemi itiraf ediyor. “Drama” bu noktada el yükseltiyor ve suçun ne olduğunu sorgulamaya başlıyor. Emma hariç diğer üçünün fiziki eylemleri başka birinin zarar görmesine neden olmuş. Ancak Emma’nın durumu farklı. Lisedeyken okulda zorbalanan Emma, tüm okuldan intikam almayı düşünmüş ancak sonrasında bundan vazgeçmiş. Emma’nın küçükken ‘suç işlemeyi düşünme’ eylemi, geçmişte fiziki olarak başka insanlara zarar vermiş diğerleri tarafından yargılanıyor ve suçlu ilan ediliyor. “Drama” bu noktada “Minority Report” gibi yanıtlaması zor soruların peşine düşüyor: Suç işlemeyi düşünmek, o kişiyi suçlu yapar mı? Bir kişiye zarar vermek ile birçok kişiye zarar vermek arasında bir fark var mı? Ve şiddet kültüründe yetişmiş Amerikalılar için, hele ki Trump Amerika’sında eylem ile düşünce arasındaki farkı yargılamak kolay mı?Haberin DevamıHaberin DevamıDerin dertlerin peşindeHaberin Devamı“Drama”, ABD nezdinde kişilerin suç geçmişlerine ve suçu niteleme ölçütlerine sıradan bir ilişki üzerinden bakıyor. Emma’nın itirafı, Charlie’nin müstakbel eşine şüpheyle bakmasına neden oluyor. Film bu noktada mevzuyu, her ne kadar bıçak sırtı olsa da mizaha yaklaştırıyor. Hitler’i mizahi şekilde ele alan “Jojo Rabbit” gibi okul katliamlarına mizahi açıdan yaklaşması “Drama”yı da tıpkı kendi yargılayıcı karakterleri gibi yargılandığı bir konuma getiriyor. Eyleme geçirilmemiş suç düşüncesinin, kişinin içinde yaşadığı toplumdan ve toplumun doğurduğu şiddetten bağımsız olamayacağını vurgulayan filmin riskli sularda yüzmesi ama boğulmaması büyük başarı. Düğün bölümündeki gerilim duygusu, filmin duygusal ağırlığını bambaşka bir seviyeye taşıyor. Dağınık başlangıcına, umutlu ama güçsüz finaline rağmen “Drama” suç, suçlama, önyargı ve yargı dağıtma kavramlarına geniş bir çerçeveden bakmayı başarıyor.Haberin DevamıHaberin DevamıZendaya ve Robert Pattinson gibi iki popüler oyuncunun başrollerini paylaştıkları “Drama”, popülerlikten çok daha öte, çok derin dertlerin peşinde. Norveçli sinemacı Kristoffer Borgli’yi, kendi ülkesinden de ABD’dekine benzer katliamların çıkması etkilemiş olmalı. Borgli, belki senaryosunu ülkesinde çekseydi bağımsız ruhuyla “İlgi Manyağı” (meseleye bir çiftin ilişkisi üzerinden bakması “Drama”yı “İlgi Manyağı” ile buluşturuyor) gibi daha keskin tespitlere kucak açabilecek bir film izleyebilirdik. Popüler kadrosuyla yine de sivri dilini büyük ölçüde korumayı başarmış.Haberin DevamıFilmin başrollerini paylaşan Zendaya ve Robert Pattinson, olağanüstü bir kimyaları olmasa da perdede uyumlu bir ikili olmuş. Alana Haim iyi yazılmış karakterini başrolmüşçesine öne çıkarıyor. Pattinson’ın kariyeri, gelgitli karakterleri canlandırmasıyla daha zenginleşiyor. Zendaya ve Pattinson’ı bu sene Christopher Nolan’ın “The Odyssey”sinde ve Denis Villeneuve’ün “Dune: Part Three”sinde yine birlikte izleyeceğiz. Haberin DevamıNorveç’in sinema fabrikası Norveç son dönemde dünya çapında sinemacılar çıkardı. Altın Ayı’lı Dag Johan Haugerud ve Oscar’lı Joachim Trier gibi… Kristoffer Borgli de bu yolda sağlam adımlarla ilerliyor ama daha popüler sularda… Norveç yapımı “İlgi Manyağı” ile hatırı sayılır bir başarı kazanan Borgli, sonrasında dümeni Amerika’ya kırdı. Başrolünde Nicolas Cage’in yer aldığı “Rüya Senaryo”yu da “Drama”yı da İngilizce çekti.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP