İdealler karın doyurur mu?
12 okunma

İdealler karın doyurur mu?

Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı kazanan İlker Çatak imzalı “Sarı Zarflar” idealler ve engeller üzerine etkileyici bir evlilik draması

ABONE OL
Mart 31, 2026 07:15
İdealler karın doyurur mu?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

MÜJDE IŞIL – Filmin hemen başında Ezgi, prömiyerden gelen babasına soruyor: “Tiyatro ile dünyayı kurtardığını mı sanıyorsun?” diye, babası Aziz’in cevabı net: “Evet!” Bu sene Berlin Film Festivali’nde büyük ödül Altın Ayı’yı kazanan “Sarı Zarflar” sanatçı bir ailenin idealler ve gerçeklerle sınanan evliliğini ve her yüzyılda, her coğrafyada dünyanın başına dert olan otoriterleşmenin, bireyler ve özellikle de sanatçılar üzerindeki etkisini anlatırken, Ezgi’nin sorusunu seyirciye yöneltiyor.Haberin DevamıHaberin DevamıEzgi’nin annesi Derya, saygın bir tiyatrocu. Babası Aziz ise yönetmen ve akademisyen. Prömiyer yaptıkları oyun programdan kaldırılıyor. Sonrasında Derya tiyatrodaki, Aziz de okuldaki işinden atılıyor. Şehir değiştirip Aziz’in annesinin yanına taşınıyorlar. Maddi zorluklar yüzünden Ezgi’nin okulu da sorun hâline geliyor. Ve yavaş yavaş ilişkileri zarar görmeye başlıyor.İlker Çatak, kadın kahramanları üzerinden sistemin sorunlarını anlatmayı seviyor. İkilemde kalan bu kahramanlar, etik açıdan büyük bir sınava tabi oluyorlar. “Öğretmenler Odası”ndaki Carla ya da “Sadakat”teki Aslı gibi… Çatak bu tarzını “Sarı Zarflar”da da devam ettiriyor. Etik çatışmayı, kısa filmi “Sadakat”teki gibi bir çift üzerinden kuruyor.Haberin DevamıHaberin DevamıKendini yolunu çizmekFilmin başında Derya’yı güçlü ve çetinceviz bir karakter olarak tanıyoruz. Tepkisini dile getiriyor, nedenleri sorguluyor. Aziz ise öğrencilerine sanatın hayattan beslendiğini vurgularken işten atıldığında, Derya’ya göre duygusal olarak daha etkilenmiş görünüyor. Ama endişeler ikisinde de sürekli gelip gidiyor. Aziz’in tavrı daha kabulleniş yönünde. Derya ise net ve dik şekilde kendini ifade edip sınırlarını çizebiliyor. Kriz durumlarında verdikleri tepkiler, özellikle söz konusu kızları Ezgi ve onun eğitim durumu olunca da farklılaşıyor. “Sarı Zarflar”, bireysel ve evlilik içindeki dinamiklere odaklanırken sanatın ve ideallerin karın doyurup doyurmadığı mevzusunu da tartışmaya açıyor. Sistemin çarkları arasında öğütülmek ya da kendi yolunu çizmek arasında bir seçim bekliyor Derya ile Aziz’i. Aziz’in yeni oyununda bulduğu ‘mantıklı’ çözüm, yönetmenin ‘her şeye rağmen bir yol vardır’ umudunu gösteriyor gibi. Ucu açık finalde ise aydınlık bir ağırlık hissi var.Haberin Devamı“Sarı Zarflar”, Türkiye’de neredeyse tamamen taşraya kapanmış olan sinema anlayışını şehre ve üst orta sınıfın dünyasına taşıması açısından da dikkate değer. “Taşra sıkıntısından daha fazlası büyük şehirlerde var” diyen Çatak’ın Berlin ve Hamburg’u mesken tutması, iki şehrin İstanbul ve Ankara ile ortak özellikleri kadar hikâyenin, dünyanın herhangi bir yerinde geçtiği şeklinde evrensel bir atmosfer kurmasını da sağlıyor.Haberin DevamıHaberin Devamıİlker Çatak, Ayda Meryem Çatak ve Enis Köstepen’in senaryosundaki başlıca sorun Derya’nın dönüşümü daha doğrusu dönüşemeyip değişmesi. Filmin büyük bölümünde Aziz’in fire verebileceği ya da pes edebileceği hissettiriliyor. Derya’nın hamlesi ise sürpriz olarak çıkıyor karşımıza. Ancak Derya’nın kırılma anını görmüyoruz. Arabada geçen kavga sahnesi dönüşümün simgesi olabilirmiş mesela ama bu sahne çok sonra geliyor. Çatak bu filminde cesaret yüklemesini erkek karakterden yana kullanmış görünüyor. Aziz’in kararları, Derya’ya göre daha gerçekçi ve ikna edici.Haberin DevamıÇatak, sanatçı çiftin krizle mücadelesini iki yan karakterle netleştirmek istemiş. Aziz’in annesi seküler tarafı, Derya’nın abisi ise geleneksel tarafı temsil ediyor. Ancak bu iki karakter de Derya ve Aziz gibi gelgitleri olan karakterler değiller. Üzerlerine yüklenmiş temsiliyet rolü, biraz sembolik duruyor.Haberin DevamıTansu Biçer’in oyunculuğunu sahnelerden bildiğimiz için “Sarı Zarflar”daki performansı şaşırtıcı değil elbette. Özgü Namal içinde gizlediği canavarı çıkartmışçasına oynamış filmde. İkisinin uyumu da uyumsuzluğu da harika. İpek Bilgin’in de yer aldığı kadroda, neredeyse hiç konuşmadan oynadığı “Fidan” ile dikkatleri çeken Leyla Smyrna Cabas da öne çıkıyor.Berlin’de zafer kazananlar Türkiye, 1964’te “Susuz Yaz” (Metin Erksan) ve 46 yıl sonra 2010’da “Bal” (Semih Kaplanoğlu) ile Altın Ayı kazanmıştı. Almanya’da yaşayan Türk kökenli yönetmenlerin de festivaldeki başarısı büyük. 2004’te Fatih Akın’ın “Duvara Karşı”sı Altın Ayı kazandı. Akın’ın izinden giden İlker Çatak da ondan 22 yıl sonra Altın Ayı almayı başardı. “Öğretmenler Odası” gibi “Sarı Zarflar”ın da önümüzdeki sene Almanya’nın Oscar adayı olma ihtimali yüksek. 

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP