Isınma ABD’de kontrolden çıkıyor
ABD’nin bitişik 48 eyaletinde yapılan araştırma, ısınmanın her yerde aynı yüzü göstermediğini kanıtladı. Sadece 27 eyalette ortalama sıcaklık artışı görülürken, eyaletlerin yüzde 84’ünde sıcaklık uç noktaları tehlikeli bir dönüşüm içerisinde. Tarımdan sağlığa, ekonomik istikrarı tehdit eden bu gizli ısınma trendleri, bölgesel yeşil adaptasyon stratejilerinin artık bir seçenek değil, zorunluluk olduğunu gösteriyor.
Başak Nur GÖKÇAM
basaknur.gokcam@dunya.com
İklim krizi denildiğinde zihnimizde canlanan eriyen buzullar veya kavurucu çöller imajı, aslında devasa bir veri setinin sadece görünen yüzü. PLOS Climate dergisinde yayınlanan ve İspanya’daki Zaragoza ile Carlos III Üniversiteleri tarafından yürütülen yeni bir araştırma, iklim değişikliğinin Amerika Birleşik Devletleri özelinde ne kadar heterojen bir yapıya sahip olduğunu gözler önüne serdi.
Sürdürülebilirlik ekonomisi açısından baktığımızda, bu durum tek tip politikaların neden başarısız olmaya mahkûm olduğunu açıklıyor. 1950’den 2021’e kadar uzanan 70 yıllık süreçte, tam 26 bin günlük sıcaklık ölçümü analiz edildiğinde ortaya çıkan tablo şu: Batı’da aşırı sıcaklar kavurucu bir ivme kazanırken, Kuzey’de dondurucu soğuklar azalıyor. Bu durum, enerji talebinden tarımsal verimliliğe kadar her şeyi kökten değiştiriyor.
Ortalama sıcaklık değeri, yanılsama yaratabilir
Araştırmanın en çarpıcı ekonomik ve bilimsel verisi, ‘ortalama sıcaklık’ kavramının nasıl bir yanılsama yaratabileceğini kanıtlaması oldu. Analize göre, eyaletlerin yalnızca yaklaşık yalnızca yüzde 55’inde yıllık ortalama sıcaklıklarda istatistiksel olarak anlamlı bir artış kaydedildi. Ancak, detaya inildiğinde ve sıcaklık aralıklarının uç noktalarına bakıldığında, eyaletlerin yüzde 84’ünü içine alan 41 eyalette ısınmanın bir formunun yaşandığı görüldü.
Bu, ‘gizli ısınma’ olarak adlandırabileceğimiz bir olgu. Bazı bölgelerde gündüz en yüksek sıcaklıklar rekor kırarken, diğerlerinde gece en düşük sıcaklıkların yükseldiği, yani havanın ılımanlaştığı gözlemleniyor. Tarımsal sürdürülebilirlik açısından bu, bitki döngülerinin bozulması ve zararlı popülasyonlarının kışın ölmemesi anlamına geliyor.
Artık yerel veriler merkeze alınmalı
Sürdürülebilirlik yönetimi, artık yerel veriyi merkeze almak zorunda. Halk sağlığı ve ekonomik eşitsizlik gibi konularla kıyaslandığında, bölgesel iklim farklılıkları bugüne kadar yeterince derinlemesine incelenmemişti. Ancak bu yeni çerçeve, her eyaletin kendi iklim risk profilini çıkarmasına olanak sağlıyor.
Örneğin, aşırı sıcakların arttığı bir bölgede kentsel soğutma sistemlerine ve enerji altyapısına yatırım yapılması gerekirken; kış ılımanlaşmasının yaşandığı bölgelerde haşere kontrolü ve su yönetimi öncelik haline gelmelidir.
Metodolojinin gücü
Araştırmacılar María Dolores Gadea Rivas ve Jesús Gonzalo, sadece ortalamaları değil, sıcaklık dağılımının tüm spektrumunu inceleyen yeni bir çerçeve geliştirdiler. Bu yöntem, yağış rejimleri, deniz seviyesindeki yükselme ve hava kirliliği gibi diğer kritik iklim değişkenlerini analiz etmek için de bir şablon sunuyor. Yeşil ekonomi planlamacıları için bu ‘hassas karşılaştırma’ modeli, yatırım risk analizlerinde (ESG raporlamalarında) devrim yaratabilir.