Kendine şu soruyu sor: Geçmeyen huzursuzluk nereden geliyor
Geçmeyen huzursuzluk bazen bir tehlike değil; bir ‘uyarı lambası’ gibidir. Bir şeyleri fazla taşıdığında yanar.
Bazen Geçmeyen huzursuzluk dediğimiz şey, bir anda gelmiş gibi görünür. Oysa çoğu zaman birikerek olur.
Belki bugün tek hedef, her şeyi düzeltmek değil; sadece kendini biraz daha dürüst duymaktır.
Kendimizi korumak için geliştirdiğimiz bazı refleksler, bir süre sonra bizi yoran bir düzene dönüşebiliyor.
Huzursuzluk geldiğinde hemen sebepler arıyoruz. Oysa bazen sebep, çok uzun zamandır kendini ihmal etmiş olmandır.
Zihin hızlandığında, seçenekler çoğalır ama netlik azalır. O yüzden önce ritmi düşürmek lazım.
Her şeye bir ad koymak şart değil. Bazen sadece “Bu bana ağır geldi” diyebilmek bile iyi gelir.