Orta Doğu'daki petrol gemiyle Akdeniz'e taşınırsa ne olur? Krizin eşiğinde: 'Türkiye her şekilde kazanır'

Son dönemde Orta Doğu'da süren savaş ve en değerli enerji kaynaklarının buradan dünyaya ulaşıyor olması, sadece savaştaki ülkeleri etkilemedi. Küresel bir enerji krizi neredeyse her kapıyı çalıyor, ülkeler alternatif enerji kaynakları ve rotalar arıyor. Peki tüm bu güvenliksiz ve riskli ortamdan sıyrılıp olabilecek en iyi jeopolitik konumda olan Türkiye, bölgesini ve dünyayı krizden kurtarabilir mi? Bir enerji üssü niteliği kazanırsa Türkiye için neler değişir? 2 uzman anlattı.

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – Orta Doğu, özellikle son 150 yıldır kaynayan bir kazandan farksız. Savaşlar, gizli anlaşmalar, dev yatırımlar, yıkılan ve kurulan devletler… Bir yandan da dünya üzerinde ticareti yapılan en önemli kaynaklardan biri görülen petrolün ana vatanı olan bu topraklar, İran ve İsrail ile ABD arasında olan savaşta çok daha sarsıcı bir gerçeği gözler önüne serdi. Savaş başlamış, İran’ın en az 20 yıldır dile getirdiği Hürmüz kozu patlak vermişti. İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatmış, sınırlı ülkenin sınırlı gemisini geçirme kararı almıştı. Hal böyle olunca petrol de o boğazdan geçememişti. Fiyatlar hızla artıyor, bu konuda dışa bağımlı ülkelerin enerji planları endişe verici senaryolara hazırlanıyordu. Daha önce Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan etkilenen Avrupa, doğalgazsız kalma tehlikesiyle bir kez yüzleşmişti. Öyle ki Rusya savaş konusunda tarafsız davranmayan Avrupa ülkelerini kendisine doğalgazla bağlamış, olası bir risk durumunda bu ülkeleri gazı kesmekle tehdit etmişti. Hatta Soğuk Savaş döneminden kalma ‘Winter is Comming’ (Kış Geliyor) sloganı, bu savaşla doğalgaz için yeniden kullanılmıştı. Şimdi ise yüzde 70’i gemilerle taşınan petrol ve dünya üzerindeki LNG’nin (sıvılaştırılmış doğalgaz) yüzde 25'inin Hürmüz Boğazı’ndan geçerek dünyaya dağıtılmasına virgül koyulmuştu. İran’ın Hürmüz’ü kapatması LNG ticaretinde söz sahibi olmasa da, Katar gibi önemli ihracatçılar için Hürmüz dünyaya açılan kapıydı. Bu nedenle de anahtar İran’daydı. Özellikle Rusya ile ilişkilerini savaş yüzünden bozan Avrupa için tehlike sinyalleri de burada çalıyordu. Çünkü son yıllarda LNG için onların da adresi tıpkı Asya ülkelerinin olduğu gibi Hürmüz’dü! Peki ya şu an olduğu gibi LNG’yi -162 derecede taşıyan tankerler Hürmüz’e giremezse ya da oradan çıkamazsa ne olur? Kocaeli Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Tanker Kaptanı Doç. Dr. Ozan Hikmet Arıcan ve İstanbul Medipol Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Serhat Yüksel tüm detaylarıyla Milliyet.com.tr’ye anlattı.Haberin DevamıHaberin DevamıORTA DOĞU’NUN ANAHTARI: BORU HATTI MI, TANKERLER Mİ?Gemi trafiğinde yaşanan aksama ve Hürmüz’ün kapanması, enerji nakil hatlarının yeniden gözden geçirilmesine zemin hazırlayan bir gelişmeydi. Bu nedenle enerjide dışa bağımlı ülkeler yeni adresler aramaya koyulmuş, Türkiye’nin başına ise ‘talih kuşu’ konmuştu. Çünkü Asya ve Avrupa arasındaki bu eşsiz coğrafya, gerçek bir köprü görevi görüyordu. Kara, deniz ve ticaret bakımından son derece değerli imkanlar ve geleceğin enerji üssü olabilme potansiyeli sunan ülkemiz, akıllara gelen ilk adresti. Hürmüz’den geçemeyen enerji için Türkiye’nin limanları bir rota çizebilir ve boru hatlarıyla ülkemize taşınan enerji gemilerle dünyanın dört bir yanına daha ekonomik ve hızlı şekilde nakledilebilirdi. Bu da Türkiye’nin bir enerji üssü anlamına geliyordu. Peki boru hatları tankerler kadar etkili olabilir miydi? Çünkü petrolün yüzde 70’i gemilerle, yüzde 30’u ise boru hatlarıyla taşınabiliyordu. Boru hatları sınırlı enerjiyi taşıma kapasitesine sahipti. Orta Doğu için anahtar Türkiye’deydi. Peki ama nasıl? Prof. Dr. Serhat Yüksel’e göre en önemlisi Türkiye’nin jeopolitik konumu.Prof. Dr. Yüksel bunu, “Türkiye çok önemli bir jeopolitik konuma sahiptir. Avrupa, Rusya ve Orta Doğu arasında bir köprü konumundadır. Bu durum ülkemize çok önemli coğrafi üstünlük sağlar. Bunlara ek olarak, Türkiye’nin boru hattı altyapısı da kritik avantaj sağlar. TANAP ve Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hatları enerji ticaretinde çok ciddi rol oynar. Son olarak, Avrupa’nın enerji arz güvenliği ihtiyacı da Türkiye’nin önemini arttırır. Avrupa ülkeleri enerji ticaretinde Rusya’ya bağımlı olmak istemiyor. Avrupa’nın enerji ihtiyacının yüzde 80’den fazlasını ithalat yoluyla karşıladığı düşünüldüğünde, Türkiye’nin bu arz güvenliği denklemindeki rolü giderek daha kritik hale geliyor” diye açıklıyor. Prof. Dr. Serhat Yüksel sözlerine şöyle devam ediyor:Haberin DevamıHaberin Devamı
Benzer Videolar