Sahnelerden Beyazperdeye: Müzisyenlerin Yeni Başrol Çağı

Kapak Fotoğrafı: Charli XCX, The Moment


Bu yıl Sundance Film Festivali’nin en çok konuşulan isimlerinden biri, içine kapanık bir yazar ya da ödül sezonunun tanıdık yüzlerinden bir oyuncu değildi. Tersine beklenmedik bir isim olan pop yıldızı Charli XCX idi. Üstelik tek bir projeyle değil, birden fazla yapımla. A24 yapımı "The Moment", Gregg Araki imzalı "I Want Your Sex" ve Cathy Yan’ın "The Gallerist"i… Baharla birlikte Pete Ohs’un romantik dramı "Erupcja" da bu listeye eklenecek. Uzun süredir bağımsız sinemayı yakından takip eden ve bunu dile getiren Charli, oyunculuğa resmen adım attı.

Zendaya, Euphoria

Aslında bu geçiş yeni değil. Barbra Streisand’den Zendaya’ya ve daha nice isimlere uzanan bir akış bu. Ancak bugün farklı olan şey, bu dönüşümün ölçeği ve görünürlüğü. Müzisyenler artık yalnızca kısa cameo’larla değil, doğrudan başrollerle karşımıza çıkıyor.

Alana Haim, Licorice Pizza

Bu yeni dalganın arkasında, sinema ile müzik arasındaki yaratıcı sınırları bulanıklaştıran isimler var. Yönetmen Paul Thomas Anderson, müzikal işbirliklerini oyunculuğa taşıyan isimlerin başında geliyor. 2021 yapımı "Licorice Pizza" ile Alana Haim’i başrole yerleştirdiğinde bu adımı görmüştük. Kız kardeşleriyle birlikte kendi adını taşıyan “Haim” müzik grubunun parçası oyuncu, artık yalnızca sahnede değil, Kelly Reichardt ve Kristoffer Borgli gibi yönetmenlerin dünyasında da kendine yer buluyor.

Keke Palmer, SZA, One Of Them Days

Paul Thomas Anderson belli ki sezgilerine göre hareket ediyor. Junglepussy mahlaslı müzisyeni sahnede izledikten sonra onu filminde bir karakteri oynamaya davet etmesi ya da müzisyen Dijon ile bir akşam yemeğinin ardından senaryosunu paylaşması, klasik oyuncu seçimi süreçlerinden çok daha organik bir yöntem. Aynı şekilde Teyana Taylor’ın performansından etkilenip doğrudan iletişime geçmesi de bu sezgisel yaklaşımın bir parçası.

Bu dönüşümün kurumsal ayağında ise A24 var. Art-house dağıtımcı kimliğinden çıkıp bir kültür platformuna dönüşen A24; film, müzik ve sahne sanatlarını tek bir çatı altında topluyor. Bu da müzisyenlerin sinemaya geçişini yalnızca mümkün değil, doğal kılıyor. Popüler kültür de bu geçişi hızlandırıyor. Jennie, Troye Sivan ve Moses Sumney gibi isimler "The Idol" ile ekranlara taşınırken, Doechii ve Brandy gibi isimler farklı türlerde oyunculuk alanlarını genişletiyor.

Jennie, The Idol

Sıradaki dalga ise daha da çeşitli: Phoebe Bridgers, Rosalía, Rico Nasty ve Gracie Abrams gibi isimler, televizyon ve sinema projelerinde giderek daha görünür hale geliyor. Bu isimlerin ortak noktası, yalnızca “ünlü” olmaları değil; kendi estetik dillerine sahip olmaları. Özellikle Rosalía’nın "Euphoria" dizisinde nasıl bir karaktere rol vereceği merak konusu.

Tyler, The Creator, Marty Supreme

Bu geçiş bazen son derece kişisel projelerle de şekilleniyor. Anderson .Paak’in oğlu için kabul ettiği "K-Pops!" ya da Vince Staples’ın kendi anlatısını kurduğu "The Vince Staples Show", müzisyenlerin artık yalnızca oyuncu değil, hikaye anlatıcısı olarak da konumlandığını gösteriyor.

Anderson .Paak, K-Pops!

Benzer şekilde Kid Cudi, M. Night Shyamalan ve Ti West gibi yönetmenlerle çalışırken kendi yönetmenlik pratiğini de inşa ediyor. SZA’nın komediye geçişi ya da Megan Thee Stallion’ın Broadway sahnesine uzanan performansı ise bu dönüşümün tek bir türle sınırlı olmadığını gösteriyor.

Megan Thee Stallion, Broadway

Hollywood’un en büyük isimleri bile bu akışın dışında değil. Bad Bunny, Darren Aronofsky filmlerinden bağımsız projelere kadar geniş bir yelpazede yer alırken, Spike Lee gibi yönetmenler oyuncu seçimlerini artık sosyal medyada keşfettikleri müzisyenler üzerinden yapabiliyor. Bir DM, bir şarkı, bir enerji, hepsi potansiyel bir role dönüşebiliyor.

Bad Bunny, Happy Gilmore 2

Bu yeni “müzisyen ouncular”, aslında daha büyük bir dönüşümün parçası: disiplinler arası yaratıcılığın norm haline gelmesi. Moda dünyasında nasıl ki bir sanatçı kampanya yüzü olmanın ötesine geçip kreatif direktörlüğe uzanabiliyorsa, müzisyenler de artık sadece film müziği üretmiyor, hikayenin kendisine dahil oluyor.

Bugünün izleyicisi için bu geçiş şaşırtıcı değil, hatta beklenen bir şey. Çünkü günümüz dünyasında tek bir alandan ziyade çoklu üretim pratiklerinin parçası olmak yeni normal. 

Benzer Videolar