
Gündemi BBC Türkçe’den takip etmek artık WhatsApp’ta da mümkün. Haberlerimizin doğrudan telefonunuza gelmesi için tıklayın.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alındığı 19 Mart 2025 günü İstanbul Üniversitesi’nde biraraya gelen yüzlerce öğrenci polisin müdahalesine rağmen Saraçhane’ye yürüdü.
İBB binasının bulunduğu meydanda günlerce devam eden gösterilere gençler yoğun katılım gösterdi.
Aynı dönemde Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, ODTÜ gibi birçok üniversitede eylemler düzenlendi, akademik boykot uygulandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, o dönem sokak eylemlerini eleştirdi, gençlerin “siyasi rant aracına” çevrilmesine izin vermeyeceklerini söyledi.
Türkiye’de son dönemin en büyük gençlik hareketi olarak görülen olaylarda yüzlerce öğrenci gözaltına alındı, onlarcası tutuklandı.
BBC Türkçe’nin davaları takip eden avukatlardan edindiği bilgiye göre İstanbul’da çoğu gençlerden oluşan yaklaşık bin kişi hakkında açılan davalarda hala yüzlerce kişinin yargılanması sürüyor.
Peki bu gençler aradan geçen bir yılda neler yaşadı? Hayatları nasıl değişti? Eylemlere nasıl bakıyorlar?




BBC Türkçe, İstanbul’da 10 farklı öğrenci ile konuştu, bunlardan altısı isimlerinin kullanılmasını kabul etti.
Kaynak, Yasin Akgül/AFP/Getty Images
Eylemler sırasında son sınıf öğrencisi olan İstanbul Üniversitesi mezunu Selinay Uzuntel, 19 Mart’ta Saraçhane’ye yürüdüklerinde “korku duvarlarının” da yıkıldığını söylüyor.
22 Mart 2025’te CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in otobüsünden üniversitelilerin akademik boykot kararını duyurduğu bir konuşma yapan Uzuntel, iki gün sonra 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten tutuklandı.
Emek Partisi (EMEP) gençlik kolu Emek Gençliği yöneticilerinden olan Uzuntel, yaklaşık 20 gün hapis yattıktan sonra 10 Nisan 2025’te tahliye oldu ve daha sonra beraat etti.
Uzuntel, kendisi ve arkadaşlarının başına gelenleri şöyle değerlendiriyor:
“Bir yanıyla ‘Bir eyleme katıldınız’ diye tutuklanmışız gibi görünüyordu dışarıdan. Ama aslında geleceğimize sahip çıkmak için alanlardaydık ve geleceğimize ilişkin söz söylemeyelim diye gözdağı vermek için bizi tutukladılar.
“Hayatımda ‘Bu eylemlere katılmasaydım’ dediğim hiçbir an olmadı. Bundan sonra da çok olmaz diye düşünüyorum. Çünkü bu süreçte bir kez daha tarihin doğru safında durmanın haklı gururu var üzerimizde.”

Saraçhane eylemcileri hakkında açılan davalarda eylemciler çoğunlukla 2911 sayılı kanun kapsamında “ihtara rağmen kendiliğinden dağılmamak” ile suçlandı.
BBC Türkçe‘nin incelediği ve neredeyse birbiriyle aynı suçlamaların yer aldığı iddianamelerde gözaltı ve tutuklamalara gerekçe olarak İstanbul Valiliği’nin 19-23 Mart 2025 dönemi için aldığı toplantı, gösteri ve basın açıklaması yasağı gösterildi.
Ekrem İmamoğlu, 23 Mart’ta yolsuzluk suçlamasıyla tutuklanmış ve görevden uzaklaştırılmıştı.
Ancak İstanbul 3. İdare Mahkemesi, 17 Aralık 2025’te valiliğin yasağını hukuka aykırı bularak iptal etti.
İstanbul Barosu, kararın ardından 2911 Sayılı Kanun temelli davaların derhal sonlandırılması çağrısında bulundu.
Saraçhane eylemlerine katıldığında 19 yaşında olan Kerem Karabulut, şu anda bir restoranda aşçı olarak çalışıyor.
Karabulut, iki arkadaşıyla birlikte eylemlere katıldığını ve sivil polisler tarafından gözaltına alındığını anlatıyor.
Genç aşçı, Saraçhane’ye gitme nedenini şöyle açıklıyor:
“O alana gitme sebebim ülkede yaşanan bütün şeyleri protesto etmekti. Yaşadığımız maddi zorluklar, haksızlıklar, Türkiye’nin içinde bulunduğu bütün problemler için gitmiştim. Herhangi bir [siyasi] parti amacım ya da bir şeyi provoke etmek gibi bir amacım yoktu.”

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde iki hafta tutuklu kaldığını belirten Karabulut, cezaevine girmenin hayatını değiştirdiğini söylüyor:
“Çıktıktan sonra belirli bir süre kendimi eve kapattım. Arkadaşlarımı görmüyordum. Bu süreçte okula da gitmedim. Çok fazla aksattım. Sonunda bıraktım.”
Karabulut, Saraçhane eylemleri üzerinden geçen bir yılın ardından hayatını yeniden düzene sokmaya başladığını anlatıyor:
“Aslında beni bir noktada güçlendirdiğini de düşünüyorum. Atlattıktan sonra kendimde bazı şeyleri yapmaya daha fazla cesaret buldum.”
Deniz Dinçer, 19 Mart sonrası eylemlere katıldığı için tutuklanan üniversite öğrencilerinden.
Dinçer, Saraçhane’ye “İmamoğlu ya da başka bir siyasi partiyi desteklemek amacıyla gitmediğini” vurguluyor.
Öğrenci, eylem bittikten sonra dağılırken sivil polisler tarafından gözaltına alındığını ve ardından tutuklandığını anlatıyor.
Kaynak, Anne-Baba Dayanışma Ağı
10 Nisan 2025’te tahliye olan Dinçer, İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğü’nde gözaltındayken hijyenik olmayan şartlar sebebiyle idrar yolu enfeksiyonu kaptığını ve Marmara Cezaevi’nin hastanesindeki tedavi sürecinde cinsel içerikli hakaret, davranış ve söylemlere maruz kaldığını söylüyor.
BBC Türkçe‘ye konuşan tutuklu öğrencilerin bazıları da gözaltı ve hapishane sürecinde polis şiddeti, çıplak arama, cinsiyetçi hakaret ve sözlü taciz gibi uygulamalara maruz kaldıklarını veya bu durumlara şahit olduklarını ifade etti.
Adalet ve İçişleri bakanlıkları, BBC Türkçe‘nin bu iddialara dair sorularını yanıtlamadı.
Bu suçlamalar Nisan 2025’te ilk gündeme geldiğinde dönemin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, cezaevlerinde çıplak arama, kötü muamele ve işkence iddialarını reddetmiş; aile görüşmeleri, sağlık, hijyen, barınma ve diğer temel hakların yasal güvence altında olduğunu vurgulamıştı.
Dönemin İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya da polislere yönelik “kirli bir algı operasyonu” olduğunu söylemiş ve işkence iddiaları hakkında suç duyurusunda bulunduklarını açıklamıştı.
Deniz Dinçer, maruz kaldığı muamelenin yanı sıra tutukluluk ve yargılanma süreci sebebiyle derslerinden geçemediğini ve okulunu bir sene uzatmak zorunda kaldığını söylüyor.
“Hâlâ orada yaşadığım şeyleri yaşıyorum, psikolojik olarak bunun izlerini taşıyorum” diye konuşan öğrenci, “[Saraçhane’ye giderken] görüntülü konuştuğumda [ailem] Türk bayrağıyla destekledi beni. O yüzden yine olsa yine giderim” diyor.
BBC Türkçe‘ye konuşan bazı üniversiteliler, Saraçhane eylemlerinin ardından kampüslerde öğrencilere yönelik baskının giderek arttığını savundu.
Üniversitesinin öğrenci meclisinde görev alan Ahmet Umut, güvenlik görevlileri ve polislerin siyasi olmayan faaliyetlerde dahi varlık gösterdiğini söylüyor:
“Okulda arkadaşlarınla toplandın, piknik yapıyorsun. Başında 10 özel güvenlik ve 10 sivil polis bekliyor, video çekiyor, kameraya alıyor. Okulda zaten 19 Mart sonrasında çok fazla polis var.”
Kendini sosyalist olarak tanımlayan ama hiçbir siyasi partiye üye olmadığını söyleyen Umut, eylemler sırasında mikrofon ile yaptığı bir konuşmanın ardından 23 Mart 2025’te gözaltına alındı ve adli kontrol tedbiri uygulanarak yargılandı. Daha sonra bu davadan beraat etti.
İstanbul’da bir başka üniversiteden Ezgi Tatlı da kampüslerde benzer bir tablodan söz ediyor:
“Üniversiteye artık adım atar atmaz takip ediliyoruz, bunun farkındayız. Güvenlik ve polis peşimizde dolanıyor, rahat hareket edemiyoruz.”
22 Mart’ta Saraçhane’deki eylemcilere konuşma yapan Emek Gençliği üyesi Tatlı, “O dönem umutsuzluk, korku duvarları yıkıldı diyoruz. Ama o korku duvarları tekrar inşa ediliyor ve kişisel olarak da bunu görüyoruz” diyor.
BBC Türkçe bu iddialarla ilgili öğrencilerin okullarıyla iletişime geçti ancak yanıt alamadı.
Kaynak, Berkant Tatlı
Ezgi Tatlı’nın erkek kardeşi Berkant Tatlı, Saraçhane eylemlerine katıldığı için 20 gün cezaevinde kaldı.
2911 sayılı kanundan yargılanan ve beraat eden Tatlı, üniversitesine döndüğünde rektörlük tarafından hakkında iki soruşturma açıldığını öğrendi.
Tatlı, slogan attığı gerekçesiyle açılan ilk soruşturmada cezalandırılmadı.
Rektörlüğün yürüttüğü ikinci soruşturmada ise “izinsiz gösteri yapmak ve araç yolunu trafiğe kapatmak” sebebiyle bir ay okuldan uzaklaştırma cezası aldı.
Tutukluluğu sebebiyle bitirme projesini teslim edemeyen ve okulu uzayan Berkant Tatlı, aradan geçen bir seneyi şu sözlerle değerlendiriyor:
“Biz birlik olduktan sonra gerçekten başaramayacağımız hiçbir şey yok. Bu içeride de böyle, dışarıda da böyle. 19 Mart sürecinin belki de üniversite gençliğine kattığı şey de bu oldu.”
Eylemlere katılan gençlerin yargılandığı davaların bir sonraki duruşmaları Mart sonunda ve Nisan başında görülecek.
1
Yabancı ilgisini üzerine çeken yerli hisseler
63432 kez okundu
2
HSBC, havacılık hisselerini mercek altına aldı
1733 kez okundu
3
Motorine 10 kuruş zam
1646 kez okundu
4
Aramco’nun net kârı yüzde 25 eridi
1560 kez okundu
5
Gersan hissesinde Harun Kahraman’a 7.2 milyon TL para cezası
1538 kez okundu