
Kapak: Elsa Schiaparelli, Ministry of Culture, Heritage Media Library, Dist. RMN-Grand Palais / François Kollar, Schiaparelli.com
Bir giysi size baktığında ne hissedersiniz?
Elsa Schiaparelli’nin 1937 tarihli gece paltosu tam olarak bunu yapar — sizi o sırttaki iki profil gibi karşılar, süzer, içine çeker. Omuzlarda pembe güller, kadifede altın bir çizgi, dudaklar neredeyse birbirine değmek üzeredir.
Bu bir palto mu, bir tablo mu, bir şiir mi?
Schiaparelli için bu soru hiçbir zaman önemli olmadı. Önemli olan tek şey şuydu: bakanın içinde bir şeyin kıpırdaması.
Jean Cocteau’nun çizimleri kumaşa işlendiği anda moda başka bir şeye dönüştü — adı konulmamış, sınırları çizilmemiş ama hissedildiği anda tanınan bir şeye. Bu yazı o dönüşümün izini sürüyor.
1924’te André Breton’un kaleme aldığı manifesto ile adını bulan sürrealizm, aklın sansürüne karşı bir başkaldırıydı. Rüya ile gerçek arasındaki o geçirgen eşikte yaşayan bu hareket, sanatı bir ifade biçimi değil, bir keşif aracı olarak gördü.
Salvador Dalí’nin eriyen saatleri, René Magritte’in görüntü oyunları, Man Ray’in optik illüzyonları — hepsi aynı soruyu soruyordu:
Gerçek olan nedir? Gördüğümüz mü, yoksa hissettiğimiz mi?
Cocteau bu soruyu sormadı. Çünkü onun için cevap baştan belliydi: ikisi de ve ikisi de değil.
Şair, yönetmen, ressam, romancı — hiçbir kimliğe tam olarak sığmadı. Breton onu hiçbir zaman tam anlamıyla sürrealist kabul etmedi; Cocteau da buna ihtiyaç duymadı. O, manifestolara değil, imgelere inanıyordu. Ve o imgeler, bir gün Schiaparelli’nin ellerinde kumaşa işlendiğinde, sürrealizm müze duvarlarından çıkıp bedene yerleşti.
Schiaparelli ve Cocteau — ikisi de kendi döneminin sınırlarını tanımayan, hatta tanımlamayı reddeden figürlerdi.
Schiaparelli, Roma’da doğdu, Paris’te şekillendi, New York’ta var oldu ama hiçbir yere ait olmadı. Modayı bir zanaat değil, bir düşünce alanı olarak ele aldı. İstakozlu elbisesi, ayakkabı şapkası, iskelet baskıları — bunlar birer şaka değil, birer manifestoydu.
Schiaparelli Archives
Cocteau ise Paris’in tam merkezinde duruyordu ama ona da hiçbir etiket yapışmıyordu.
İlk karşılaşmalarında birbirlerini hemen tanımış olmaları muhtemel — çünkü aynı dili konuşuyorlardı: görüntünün altında saklanan ikinci gerçekliğin dili.
Schiaparelli’nin atölyesi bir sanat stüdyosuna, Cocteau’nun çizimleri bir moda eskizine dönüştüğünde ortaya ne saf sanat ne de saf moda çıktı.
Ortaya üçüncü bir alan çıktı — adı olmayan ama hissedildiğinde hemen tanınan bir alan.
1937’de, Paris’in yaratıcı yoğunluğunun zirvesinde Schiaparelli bir paltonun sırtını tuval olarak seçti.
Cocteau’nun çiziminden yola çıkarak iki profil yüzü kadife üzerine işledi — dudakları neredeyse birbirine değen, altın bir çizgiyle bağlanan iki silüet.
İlk bakışta omuzlarda pembe güller görürsünüz.
Biraz daha baktığınızda bir vazo belirir.
Sonra yüzler ayrışır.
Anlam kayar.
Bu çift görüntü tesadüf değildir — Dalí’nin paranoyak-kritik yöntemine yakın, bilinçli bir görsel oyun. Tek bir yüzeyde hem yakınlık hem mesafe, hem aşk hem muamma.
Schiaparelli bu paltoyla modanın sınırını çizmedi.
Onu sildi.
Akşam kabanı, Elsa Schiaparelli ve Jean Cocteau, 1937
Jean Cocteau için sanat hiçbir zaman bir disiplin değildi, daha çok formlar arasında sürekli yer değiştiren bir bilinç haliydi. Çizdiği bir hat bir şiire, yazdığı bir cümle bir filme, çektiği bir sahne bir portreye dönüşebilirdi. Onun dünyasında sınırlar sabit değil, geçirgendi.
Agence de presse Meurisse, Jean Cocteau, 1923.
Belki de bu yüzden kendisini hiçbir zaman tek bir kimlikle tanımlamadı — çünkü her tanım eksik kalacaktı. Yaşamı boyunca hem görünür olma arzusuyla hem de kaybolma isteğiyle yaşadı; hem merkezdeydi hem de kenarda.
Afyon bağımlılığı, yoğun üretim dönemleri, dostluklar ve kırılmalar — hepsi aynı yaratıcı enerjinin farklı yüzleriydi. Cocteau’nun sanatı bu yüzden yalnızca estetik değil, varoluşsal bir ihtiyaçtı. Onun için yaratmak, dünyayı açıklamak değil, ona dayanabilmenin bir yoluydu.
Moda ve sanat arasındaki çizgi her zaman tartışmalı olmuştur.
Biri işlevsel, diğeri özgür; biri bedeni örter, diğeri zihni açar.
Ama bu ayrım hiçbir zaman tam olarak doğru olmadı.
Bir elbise müzede sergilendiğinde sanat olur mu?
Bir tablo giyildiğinde moda mı olur?
Schiaparelli bu soruları cevaplamadı — onları anlamsızlaştırdı. Çünkü mesele kategori değil, gerilimdir.
Cocteau’nun çizimleri kumaşa geçtiğinde ne sanat kayboldu ne de moda.
İkisi birbirini büyüttü.
Gerçek yaratıcılık kategorilere sığmaz — onları kullanır, sonra terk eder.
Schiparelli, Jean Cocteau tarafından çizilmiş. 1937. On loan from West Dean (The Edward James Foundation).
Victoria and Albert Museum bu yıl moda tarihinin en çarpıcı sergilerinden birine evsahipliği yapıyor: “Schiaparelli: Moda Sanata Dönüşür.”
Sergi kronolojik değil, tematik ilerliyor. Her bölümde farklı bir Elsa var: şakacı, ironik, kırılgan, provokatif.
Cocteau ile işbirliğinin ürünü olan gece paltosu serginin merkezinde yer alıyor. Omuzlardaki güller ve sırttaki iki profil, tek başına bile bir sergiyi taşıyacak yoğunlukta.
V&A bu kez modayı sadece göstermiyor — onu düşüncenin merkezine yerleştiriyor.
Daniel Roseberry için Schiaparelli bir arşiv değil, hâlâ açık bir soru.
2019’dan bu yana markanın yaratıcı direktörü olan Roseberry, Elsa’nın mirasını dondurmak yerine onu yeniden dolaşıma sokuyor.
Elsa, Cocteau’nun çizimlerini kumaşa taşıdı.
Roseberry ise o aynı merakı -görünür olanın altında başka bir gerçeklik olduğu fikrini- bugünün diline çeviriyor.
Biçim değişir.
Malzeme değişir.
Zaman değişir.
Ama soru kalır:
Bir giysi ne kadar düşünce taşıyabilir?
Moda çoğu zaman zamanla birlikte akar. Sezon gelir, sezon geçer.
Ama bazı giysiler zamana dirençlidir. Çünkü kumaştan değil, fikirden dikilmişlerdir.
Schiaparelli ve Cocteau’nun gece paltosu bu yüzden hâlâ burada.
Güller solmaz.
Yüzler hâlâ birbirine bakar.
Dudaklar hâlâ değmek üzeredir.
O aradaki mesafe -anlamın henüz karar vermediği o an- donup kalmıştır.
Ve belki de en güçlü olan budur:
Moda geçici olmak zorunda değildir.
Yeter ki içinde bir soru taşısın.
1
Doğru emzirme yöntemleri nelerdir, sütün yettiği nasıl anlaşılır?
1662 kez okundu
2
Taylor Swift yeni albüm planları için düğmeye bastığını sosyal medyadan duyurdu!
1242 kez okundu
3
Bu kış kombinlere doyacağınız onlarca model ve onlarca detay.
1198 kez okundu
4
2021 yılına girerken yeni saç modelleri kendini göstermeye başladı.
1191 kez okundu
5
Takı ve makyaj uyumuna trend örnekleri sizler için derledik.
1159 kez okundu