Uyanışa Çağrı

Sınır Sandıkların Aslında Sen Değilsin

Giriş: Söylenenlere Değil, Yoluna Bak

Size “yapamazsın” diyenlerin büyük bir kısmı, ya kendi yolunda ilerleyememiş ya da hayallerini küçük tutmayı tercih etmiş insanlardır. Bazıları ise sizin başarmanızı istemeyecek kadar ilkel reflekslerle hareket eder. Bu seslere kulak vermek, sizi hedefinizden uzaklaştıran ilk ve en tehlikeli adımdır.

Gerçek şu ki, odak dağıldığında yol kaybolur. Başarıya giden yolda başka hiçbir şeye değil, yalnızca hedefinize bakmanız gerekir. Enerjinizi emmeye çalışanlar, sizi kontrol etmeye çalışanlar olacaktır. Bunlar yolun doğal engelleridir. Ama etkilenmeden yürümek mümkündür. Çünkü önünüzdeki tek gerçek engel sizsiniz.

Buna inanmanız yeterlidir. Geri kalan tüm ihtimaller gereksizdir.


I. Bölüm: Tam Zamanı — Ertelemenin Bittiği An

Evet, bugün o gün.
Bir dakika bile değil; bir saniye dahi kaybetmeden harekete geçebileceğiniz an tam olarak şu andır.

İstediğiniz her şeye ulaşmaya hazırsınız. Bunun için yapmanız gereken tek şey, kendi Aladdin’inizin lambasını ovalamak ve içinden çıkacak kahramana — yani kendinize — ne istediğinizi söylemektir. Ama bu bir temenni değildir; inanmayı gerektirir.

Gerisi önemsizdir.
Buradaki tek sınır sizsiniz.

Asla küçükle yetinmeyin.
Asla durmayı normalleştirmeyin.

Bir şeyi gerçekten istiyorsanız, onu ölürcesine arzulamalı; sonra da bu arzuyu hak edecek donanıma ulaşmalısınız. Gelişmek, çalışmak ve ilerlemek zorundasınız. Bazen önünüzü tıkayan unsurları tamamen geride bırakmanız gerekebilir.

Hukuki ve ahlaki dengeyi koruyarak…
Ama onun dışındaki tüm yapay engelleri yıkarak.


II. Bölüm: Korkunun İçinden Geçmeden Yol Açılmaz

Size en imkânsız gelen ne varsa, oradan başlamalısınız. Çünkü “yapılamaz” denilen her şey, yapılmayı bekler. Şartı nettir:
İnsana, doğaya, hayvana ve düşünceye zarar vermeden.

Sıradan düşüncenin ötesine geçmek zorundasınız. Korkularınızın etrafından dolanarak değil, tam ortasından geçerek… Gerekirse yaşamla ölüm vadisi arasından yürüyerek.

Pes etmeden.

Bahanelerin arkasına saklanmak bir tercihtir. Çaresizlikten beslenmek de öyle. Ama bilinmelidir ki, sıradanlığı kabul eden biri başarıyı talep edemez. Ben sıradan olmak için yaratılmadım ve bunu kendime cesurca itiraf edebiliyorum.

Sıra sizde.


III. Bölüm: Sorumluluk ve Vicdan — Başarının Ahlakı

Bir toplumu ileri taşıyan şey yalnızca bireysel başarı değildir. Vatanını ve milletini seven insan, bunu yalnızca sözle değil, eylemle gösterir.
Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi:

“Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.”

İçinizdeki gerçek gücü ortaya çıkarmak, size dayatılan hayatı kabul etmemek ve gerçek sizi inşa etmek zorundasınız. Aksi halde, size verilmiş en büyük hazine olan ömrü heba edersiniz.

Bu bir tercih değil, bir sorumluluktur.


IV. Bölüm: 86.400 — Geri Gelmeyen Sermaye

Bir sokak röportajında sorulan basit ama sarsıcı bir soru vardır:
“Size 86.400 dolar versem, karşılığında bir gününüzü tamamen ve koşulsuz olarak bana verir misiniz?”

Kimse kabul etmez. Çünkü bir gün, parayla satın alınamaz.

Oysa her gün size tam 86.400 saniye veriliyor. Ve bu sermayeyi çoğu insan farkında olmadan tüketiyor. Ertesi sabah bakiye yeniden yükleniyor ama kıymeti bilinmiyor.

Bu bize şunu anlatır:
Yaşam paha biçilemezdir.
Ama çoğu insan onu ucuzca harcar.

Hayaller öldürülür, daha fazlası mümkünken daha azına razı olunur. Toplumun biçtiği roller giyilir, sorgulanmaz. Ve zamanla insan, robottan farksız hale gelir. Sonunda ise, kendini bile tanıyamadan hayata veda eder.


V. Bölüm: Bilgi, Ahlak ve Geleceğe Sancak Devri

Bu metin bir motivasyon değil; bir uyanış çağrısıdır.
Okumanız tesadüf değildir. Belki de zihinsel ve enerjisel olarak olgunlaşma eşiğindesiniz.

Artık düşünerek oyalanma değil; hareket ederek düşünme zamanıdır.

Kurnazlık, bağnazlık, kıskançlık ve ilkellik sizi yavaşlatır. Bunlardan arınmalısınız. Sizinle koşanlara ve yeni koşmaya başlayanlara destek olmak ise bir insanlık vazifesidir.

Gerçek gelişim, yüzeysel içeriklerle olmaz. Maket bir araba ile gerçek araba arasındaki fark gibidir bu. Okumak, anlamak, analiz etmek zorundasınız.

Bilginin olduğu yere başarı gelir.
Kazanç gelir.
İnsanlık gelir.

Ama bu bilgiyi nasıl kullanacağınız sizin ahlakınıza bağlıdır. Edindiğiniz her şeyi önce vatanınız, sonra tüm insanlık için kullanmalısınız. Gençlere yol açmalı, rol model olmalı, size verilen sancağı onurla devretmelisiniz.

İyi bir insan olmak bir seçenek değil; insan olmanın temel vazifesidir.


Sonuç: Karar Anı

Allah’ın sınır koymadığı bir yaşamda, başkalarının zihninize sınır çizmesine izin vermemelisiniz. Daima ileri gitmeli, daima gelişmelisiniz.

Bahaneleri bir kenara bırakın.
Planlı hareket edin.
Kimsenin hakkını yemeyin.
İnsanlara iyiliği, paylaşmayı ve cesareti aşılayın.

Şimdi bu sabah kalkın.
Elinizde 86.400 saniye var.

Defterinize yazın:
“Bugün bu sermayeyle ne yapacağım?”

Ve yapın.

Ya bunu yaparsınız…
Ya da sıradan ve sıkışmış bir hayatı kabullenirsiniz.

Karar sizin.


Saygı ve sevgilerimle
Murat Mustafa Ciritçi

Benzer Videolar